Zamanla Kaybolan Meslekler

Ağustos 17, 2011 Yorum yapın

Geçmişten Meslekler,
Zamanla Kaybolan Meslekler nelerdir

Endüstri ve insanligin gelisen talep ve ihtiyaçlari maalesef zamanla bazi mesleklerin kaybolmasına neden olmustur. Bütün bu meslekler büyük bir el emegi, maharet ve ustalik gerektirmektedir.
İşte Zamanla Kaybolan Meslekler şunlardır;

Keçecilik
Kosumculuk
Hasircilik
Nalbantlik
Esanscilik
Semercilik
Kasikcilik
Sedefkarlik
Zembilcilik
Urgancilik
Tas Isciligi
Çömlekcilik

,
Keçe, yün, kil ya da pamugun islak ortamda çignenip dövülerek liflerinin birbirine kaynasmasiyla elde edilen ve örtü, yaygi, çadir, giysi yapiminda kullanilan kaba kumastir. Keçe Orta Asya’dan beri Türkler tarafindan bilinmektedir. Osmanlilarda Konya, Diyarbakir, Afyon, Isparta, Usak, Urfa, Bursa keçe üretim merkezleri olarak tanindi. Ahilik örgütleri içinde yer alan esnaf loncalarinda keçecilik, önemli bir yer tutuyordu. Kalfa ve ustalar 6-7 yil süren hairlik dönemlerinde yün ditme, yün atma, ayakla yün tepme, kaliba yün hazirlama, hamamda keçe pisirme gibi yöntemleri ögreniyorlardi.

——————————————————————————–

,,
Kosum, bir kosum hayvaninin araba, kagni gibi araçlara ya da saban, pulluk gibi aletlere kosulmasini saglayan kayis takimidir. Kosumcu, cesitli kosum parçalarini yapan kimsedir. Ilk kosum takimlarina M.O. 4 yy’da Mezopotamya’da rastlanmaktadir. Günlük hayatinda ve meydana getirdigi uygarliklarda atin büyük yeri olan Türkler kosum takimlarini Orta Asya’dan beri kullanmaktaydilar. Bugün kosumculuk, kosum hayvanlarinin önemini kaybetmesiyle birlikte kaybolmaya yüz tutan bir meslek haline gelmistir.

Isı Ve Sıcaklık Konu Anlatımı

Ağustos 17, 2011 Yorum yapın

Isı ve sıcaklık konu anlatımı video
ısı ve sıcaklık konu anlatımı 8.sınıf

ISI

Bir maddenin moleküllerinin hareket enerjileri ile moleküller arası bağlanma enerjilerinin toplamına ısı enerjisi denir. Dolayısıyla ısı, madde müktarı ile de doğru orantılıdr.

SICAKLIK

Bir maddenin belli bir standarda göre soğukluğunu veya ılıklığını gösteren nicelik, sıcaklık olarak ifade edilir.

Bir maddenin ortalama hızda bulunan bir molekülünün kinetik hareket enerjisi ile doğru orantılı büyüklüğe sıcaklık denir.

ISI ve SICAKLIK ARASINDAKi FARKLAR

Isı bir enerjidir. Sıcaklık ise enerji değil, bir ölçümdür.

Sıcaklık termometre ile ölçülür.Isı ise kalorimetre ile ölçülür.

Isı birimi kalori veya joule dir. Sıcaklık birimi ise derecedir.

Ramazan Ayı ve Önemi

Ağustos 12, 2011 Yorum yapın

Ramazan Ayı ve Önemi
Ramazan ayı ve önemi, Ramazanın önemi

Ramazan ayı, ay takvimine (aya göre hesaplanan) göre, dokuzuncu ayın adıdır. Ramazan ayının dinimizde büyük bir önemi ve diğer aylar arasında seçkin bir yeri vardır. Çünkü kutsal kitabımız Kur’an bu ayda indirilmeye başlanmıştır. Kur’an’da bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilen “kadir gecesi” yine bu ay içinde kutlanır. Ayrıca İslam’ın temel ibadetlerinden olan oruç da bu ayda tutulur. Bu nedenle Ramazan ayı, Müslümanlar için en kutsal aydır ve ona “on bir ayın sultanı” denilmiştir.

Ramazan, Kur’an ayıdır

Ramazan ayını değerli kılan nedenlerden birisi, Kutsal kitabımız olan Kur’an’ın bu ayda indirilmiş olmasıdır. Yüce Allah Kur’an’da ” Ramazan ayı insanları kurtuluş yolan götüren, doğruyu yanlıştan ayıran Kur’an’ın indiği aydır. “(Bakara suresi, ayet 185) buyurmuştur.
Kur’an’, Allah tarafından insanlara öğüt vermek ve yol göstermek için gönderilmiştir. Bu nedenle Kur’an insan için hayati değer taşır. Kur’an okumak bir ibadettir. Peygamberimiz Allah’ın bildirdiği görev ve sorumluluklarımızı sıkça hatırlamamız için Kur’an’ı çok okumayı teşvik etmiştir.
Müslümanlar, ramazan ayında Kur’an okumaya her zamankinden daha çok özen gösterirler. Bunun için evlerde veya camilerde bir araya gelerek, her gün Kur’an’dan yirmi sayfa okurlar. Ramazan ayının sonuna gelindiğin de ise Kur’an’ı baştan sona bir kez okumuş olurlar. Buna hatim denir. Daha sonra hatim duası yapılır. Müslümanlar yüzyıllar boyu bu geleneği devam ettirmişlerdir.

Kur’an, Ramazan ayında inmeye başlamıştır

Kur’anıkerim, ramazan ayının Kadir Gecesi’nde indirilmeye başlanmıştır. Kadir gecesi ramazan ayının 27. gecesi olarak bilinir. Yüce Allah Kadir Gecesi’nin “Bin aydan daha hayırlı” olduğunu haber vermiştir. Peygamberimiz de “Kim inanarak ve sevabını Allah’tan umarak Kadir Gecesi’ni değerlendirirse geçmiş günahları bağışlanır” (Buhari) buyurarak, bu gecenin önemini belirtmiştir.

Hangi durumlarda ramazanda oruç tutulmayabilir

Ağustos 12, 2011 Yorum yapın

Hangi hallerde ramazanda oruç tutulmayabilir

Oruç kimlere farzdır?
Hangi durumlarda ramazanda oruç tutulmaz?
Dinimiz, kişileri güçleri nispetinde sorumlu tutmuş, güçlerini aşan veya sıkıntıya yol açan durumlarda kolaylaştırıcı hükümler getirmiştir.
Aşağıdaki mazeretlere sahip kimselerin Ramazanda oruç tutmakla yükümlü olmayıp daha sonra kaza etmelerine veya yerine fidye vermelerine ruhsat tanınmıştır:

a) Yolculuk:
Yolculuk, Ramazan ayında oruç tutmamak için ruhsat olarak kabul edilmiştir. Yolculuk esnasında tutulmayan oruçlar, daha sonra kaza edilir. Kur’an’da “Ey inananlar! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allâh’a karşı gelmekten sakınasınız diye, size de sayılı günlerde farz kılındı. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca dayanamayanlar, bir düşkünü doyuracak kadar fidye verir. Kim gönülden iyilik yaparsa, o iyilik kendisinedir. Eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha iyidir.” buyrulmaktadır (Bakara 2/183-184).
Geceden oruca niyetlenip de, gündüz yolculuğa çıkan kimse, dilerse bu orucunu bozar, dilerse tamamlar. Geceden oruç tutmaya niyetlenip gündüz ise yolculuğa çıkmak zorunda olan kimse yolculukta zorluk çekerse orucunu bozabilir. Ancak orucunu tamamlaması daha uygundur. Hz. Peygamber, Mekke’nin fethi için sefere çıktığında oruçlu iken, Kedîd denilen yere varınca orucunu bozmuştur (Buharî, Savm, 34; Müslim, Sıyam, 15). Bu uygulama sefere çıkınca orucun bozulabileceğini göstermektedir.

Diyet içeceklerdeki tehlikeye dikkat

Ağustos 11, 2011 Yorum yapın

Diyet içeceklerdeki tehlikeye dikkat
Diyet kola kalorisi az da olsa size oldukça kilo aldırabilir.

Uzmanlar diyet içeceklerin kalorisinin az olduğunu ancak iştahı açtığı konusunda uyarıyor.

On yıl süren ve 500 insan üzerinde yapılan çalışmaya göre düşük kalorili içecekler az miktarlarda tüketilse bile kullananların bel ölçüsünün kalınlaştığı görüldü. Bir diabet konferansında açıklanan bilgiye göre; günde bir ya da daha fazla asitli içecek tüketenlerin bel ölçüsü tüketmeyenlere göre 5 kat daha fazla genişledi.

Amerikalı araştırmacılar susuzluğunu gidermek için su yerine diyet içecek tercih edenlerin araştırma sonuçlarının dramatik boyutta olduğunu söylüyor. Yine de diyet içeceklerin tam şekerli, diyet olmayan içeceklere göre daha az zararlı olduğu da belirtildi. Texas Üniversitesi’nden Profesör Helen Hazuda diyet içeceklerin içindeki yapay tatlandırıcıların beyindeki iştahla ilgili bir bölüme zarar verdiğini söyledi.

“ABUR CUBUR REKLAMLARI YASAKLANSIN”

Profesör Hazuda televizyondaki abur cubur türü yiyeceklerin de zararına değinerek bu reklamların çocuklardaki yeme isteğini sağlıksız bir biçimde arttırdığını
ve araştırmaların da bunu doğruladığını söyledi.

Prof. Hazuda 6-13 yaş arası çocuklara yüksek yağ, karbonhidrat içeren yiyeceklerin reklamı gösterildiğinde bu yiyeceklere aşırı derecede yöneldikleri açıkladı.

Stresin Romatizması Olurmu ?

Ağustos 11, 2011 Yorum yapın

Bir türlü geçmeyen ve gezici ağrılarınız mı var? Özellikle ruhsal gerilim yaşadığınız zamanlarda ağrılarınız alevleniyorsa bir nevi “stres romatizması” da dediğimiz “fibromyalji” akla gelmelidir. Gezici kas ağrılarına neden olan ve tedavide ağrı kesicilerin yanı sıra antidepresana da ihtiyaç duyulan fibromyalji konusunda merak edilenleri Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz anlattı.
09/04/2011 – 12:11

Ruhsal gerilim sonrasında ortaya çıkan fibromiyalji en genel anlamıyla, vücudun dışarıdan gelen stres kaynaklarını, mücadele amacıyla romatizmal sürece dönüştürüp rahatlama sağlamasıdır. Sürekliliği olan ve gezici ağrılar şeklinde kendini gösteren fibromiyalji, özellikle stres durumlarında ortaya çıkıyor. Bu yönüyle maskeli depresyon ve somatizasyon bozukluğu ile çok karıştırılan stres romatizması, otonomik sistemi de olumsuz etkilediğinden mide ve bağırsak problemlerine de yol açabiliyor.

Fibromiyalji Kadınları Vuruyor!

Migren ve panik atak gibi başarılı bayanların hastalığı olan fibromiyalji, başarı konusunda tutkulu, mükemmeliyetçi ve titiz bayanlarda daha sık görülüyor ve sürekli nüksetmesi ile tedavi edilemeyen bir hastalıkmış imajı veriyor.

Ülkemizde yaklaşık 1,5 milyon fibromyalji hastası olduğunu vurgulayan Dr. Yavuz, bu hastalığın en önemli özelliğinin ilaçlarla tedavi edilmesine rağmen yeni stres durumlarında yeniden nüksedebilmesi olduğunu söyledi.

Fibromyaljide hastaların 10 da 9 unu kadınların oluşturduğunu belirten Dr. Yavuz hastaların bir kısmında da çocukluk dönemine ait fiziksel ya da cinsel taciz hikâyesinin bulunduğunu belirtiyor.

Kalp Hastalıklarıyla Karıştırmayın!

İklimin İnsan Üzerindeki Etkileri

Ağustos 9, 2011 Yorum yapın

İklimin İnsan Üzerindeki Etkileri

İklim, yaşamın gereklerinin yerine getiren bir kaynaktır. Yıllar boyunca bu kaynağa, barınak yaparak, yiyecek üreterek, enerji elde ederek çevre koşullarıyla birlikte uyum sağlamaya çalışmıştır. Bizim gereksinim ve üretimlerimiz doğrudan iklim ve mevsimlere bağlıdır.

Gezegen üzerinde yaşayan tüm canlılar, çevrenin bir parçası olarak biyolojik olarak iklime uyum sağlarlar. Bu insanoğlu içinde geçerlidir. İnsanoğlunun diğer canlılardan farkı ise görülür şekilde çevresini kendine uydurabilmesi, şekillendirebilmesidir. Davranışlarımız, inşaat/bina şekilleri ve toplumlar yerel iklime uygun şekilde gelişir.
Yakın geçmişte, düzenli olarak oluşan hava olayları ve iklim değişikliklerinin dünya genel iklimini etkilediği yönünde bir düşünce ortaya çıkmıştır. 1997-98 El Nino olayı küresel boyutta en etkili hava olayı olarak kayıtlara geçmiştir. El Nino kuraklık, sel, yağmur ve hesapta olmayan sağlık sorunlarına neden olmuştur.

Tartışmasız, insanoğlunun küresel iklim ve doğal denge üzerindeki etkisi büyüktür. Gelecek yüzyıl ve daha ileri yıllardaki belirgin iklim değişmeleri şimdiden tahmin edilmeye başlanmış ve olası sonuçları hakkında senaryolar üretilmiştir. Bu bağlamda bu değişimlerin yani hava ve iklimin sağlık sorunları üzerindeki etkileri de dikkate diğer konular arasında yer almaya başlamıştır. Hala, hangi canlı türünün iklim değişmelerine nasıl gösterdiği konusunda belirginsizlikler sürmektedir

HAVA VE İKLİMİN İNSAN SAĞLIĞI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Ağustos 9, 2011 Yorum yapın

HAVA VE İKLİMİN İNSAN SAĞLIĞI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Sık kullanılan bir deyimle, hava gün be gün ne yaşadığımızdır. İklimin anlamı ise hava olaylarının ortalamasıdır ki ay, mevsim, yıl veya yıllar olarak uzun dönemde değişebilirliğe sahiptir.

Genelde biz hava olaylarının ya çok soğuk, ya çok sıcak veya çok nemli ya da çok kuru olduğu zamanda farkına varırız. Bu durumlar uç değerlerdir ve insan sağlığı üzerindeki etkileri diğer zamanlardan fazladır. Her yıl, fırtınalar, tropik siklonlar ve seller binlerce insanın ölümüne neden olur. Fazla kuvvetli olmayan hava olaylarının insan sağlığı üzerindeki etkisi ise çok belirgin değildir. Örneğin; hava koşulları nedeniyle bir yerde hava kirliliği artabilir veya yağış sıtma sivrisineklerinin yerel sayısını bir anda artmasına neden olabilir.

Hava durumu ve hastalıklar arasındaki bağ, birçok hastalığın mevsimsel olarak ortaya çıkmasıyla kolayca anlaşılabilinir. Bu yüzyılın başlarına kadar, Avrupa’da çocuk ishali çocuk ölümlerinde temel nedendi. Şimdi ise, mikrobik ishalden ölümler yalnız fakir ülkelerde kalmıştır. Tropik bölgelerdeki bazı toplumların tarımı, üretimi, gıda elde etmesi tamamen mevsimlere ve mevsimsel yağışlara bağlıdır. Yağışlı mevsim “aç mevsim”dir çünkü hasat yapılamaz. Yağışlı mevsim aynı zamanda “hastalık mevsimi”dir çünkü eksik veya zayıf beslenme başta tropikal hastalıklar olmak üzere birçok hastalığa davetiye demektir.

Tevfik Fikret Bir İçim Su Şiiri

Ağustos 8, 2011 Yorum yapın

Tevfik Fikret Bir İçim Su Şiiri
Tevfik Fikret Bir İçim Su Şiiri
Tevfik Fikret Bir İçim Su Şiir
Bir İçim Su Tevfik Fikret Şiiri

Bir İçim Su
Güzel çoban, bir içim, bir yudum su testinden
Bugün sıcak yine pek, sanki ortalık yanıyor

Güzel çocuk senin olsun hayatım istersen
Niçin gözüm sana baktıkça böyle yaşlanıyor?

Güzel çoban, ne kadar tatlı söylüyorsun sen
Yalan da olsa içim doğru söyledin sanıyor

Güzel çocuk, bana bak, aldatır mıyım seni ben?
İçin bu yaşları boş anlıyorsa aldanıyor!

Güzel çoban, bir içim, bir yudum su testinden
Bugün sıcak yine pek, sanki her yanım yanıyor!

Tevfik Fikret Tarihi Kadim Şiiri

Ağustos 8, 2011 Yorum yapın

Tevfik Fikret Tarihi Kadim Şiiri
Tevfik Fikret Tarihi Kadim Şiiri
Tarihi Kadim Tevfik Fikret Şiiri
Tevfik Fikret Tarihi Kadim
TARİH’İ KADİM
Puan Ver :
İşte, der, insanoğlunun geçmiş hayatı bu.
Ve başlar bize maval okumaya.
Ninniler uydurup uyutur bizi
dedelerimizin derin boşluklar içinde, uzun,
zifiri karanlık hayatından.
Gösterir bize evvel zamanı,
tek doğru, en güzel örnek, der.
Bakarsın gelecek günlerin farkı yok geçen geceden.
Senin tarih dediğin işte budur,
alnında altı bin yıllık buruşuklar
ve bir o kadar da kuşku.
Başı geçmişe bir düşe değer,
sürünür ayağı bomboş bir geleceğe,
bir deri bir kemik,
ayakta zorla durur.

Ben hiç tiksinmem ondan,
karşıma alırım onu arada bir,
anlat bakalım, derim, şu eskilerden.
Bir parça feylesofa benzer o,
bir parça sırtlana benzer,
berbat suratıyla da bir hortlağa.
Yoklar mezarını unutulmuş gecelerin,
başlar paslı, boğuk bir sesle
bir bir bana anlatmaya,
sırasıyle, ne olmuş ne bitmişse:
Hep yıkım üstüne yıkım,

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.