Arşiv

Posts Tagged ‘Türkiye’

OFK’dan komik prim

Ağustos 4, 2010 Yorum yapın

Sırp futbolu denilince akla Partizan ya da Kızılyıldız geliyor. Bu iki takımda en yüksek ücret alan oyuncuların yıllık geliri 400 bin euro. OFK Belgrad ise futbolcu yetiştirip, geçimini buradan sağlamaya çalışan bir ekip. Ancak kulübün mali durumu hiç de iç açıcı değil. Belgrad’daki kulüp binası ve antrenman tesisleri, Türkiye’de 3. Lig takımlarının bile sahip olduğu olanakların çok gerisinde.

1911 yılında kurulan kulübün kendine ait tesisleri bulunmuyor, belediyeye ait basit bir mekanda hayatını sürdürüyor. Takımın kamp yaptığı yer ise, stada 130 kilometre uzakta. Teknik Direktör Dejan Durdevic, İstanbul’daki rövanştan bu yana takımı kampa almış. Bu arada maç için rekor bir prim belirlemişler: 500 euro. İşte bu rakam bile iki takım arasındaki gelir farkını yansıtıyor.

Zemin iyi, stat dökülüyor

Omladinski Stadı’nın durumu ise yine berbat. 15 bin kapasiteli stadı görünce, geçen yıl sarı-kırmızılı takımın karşılaştığı Tobol, bir Avrupa devi gibi geliyor. Seyirci baskısının hiç olmadığı bir kulüp. Taraftar sayılarının futbolcu ailelerinden ibaret olduğu söyleniyor. Bu arada Galatasaray’ı merak edenlerin maça geleceği belirtiliyor.

Az sayıdaki taraftarlar da internette sayılarını arttırmak için harekete geçti. Ama yarın akşam burada kesinlikle bir seyirci baskısının olmayacağı söylenebilir.

Bir diğer sevindirici olay ise sahanın çimleri. Başkan Adnan Polat’ın bile zeminle ilgili sıkıntısını dile getirdiği düşünülürse, bu anlamda kaygı duyacak herhangi bir kötü durumun olmadığı rahatlıkla söylenebilir. Çimlerin boyu biraz uzun ve bugün onlar da kesilecek.

Mecburen saat değişti

OFK Belgrad’ın Galatasaray’ı ağırlayacağı Omladinski Stadı’nın ışıklandırma sisteminin olmaması Sırp yetkilileri çaresiz bıraktı. Maçın uzama olasılığını düşünerek saatin daha geriye alınmasını talep eden OFK’ya UEFA olumlu yanıt verdi. Bu nedenle yarınki karşılaşmanın TSİ 18.30’da değil, 18.00’de başlayacağı açıklandı.

Nevzat Dindar/Milliyet

Çapkın atın cezası

Temmuz 23, 2010 Yorum yapın

İzmir’in Balçova İlçesi’nde, İnciraltı Atlı Spor Tesisleri’nin çitlerini yıkarak aralarında yarışlarda koşan şampiyon İngiliz atı Dinyeper’in yavrusu Happy Girl’ün de bulunduğu beş kısrak ve bir eşekle çiftleşen başıboş aygır, sahibi çıkmayınca tesis sahibi Mustafa Akın tarafından pulluğa koşulmakla cezalandırıldı.

İlginç olay, İnciraltı semtinde, geçen nisan ayında İnciraltı Atlı Spor Tesisleri’nde meydana geldi. Tarımın da yapıldığı bölgede, bağlı olduğu yerden ipini koparan binek atı bir aygır, Atlı Spor Tesisleri’ne gelip, çiti yıkarak, kısrakların bulunduğu bölüme girdi. Azgın aygır, aralarında Türkiye’deki yarışlarda koşan şampiyon İngiliz atı Dinyeper’in yavrusu olan Happy Girl’in de bulunduğu, diğer dördü binekte kullanılan beş kısrakla çiftleşti. Sabah saatlerinde gelen tesisin sahibi 33 yaşındaki Mustafa Akın, gördüğü manzara karşısında şoke oldu. Mustafa Akın, duruma polise bildirdi ama başıboş atın sahibi çıkmadı.

Tesisin sahibi Mustafa Akın ‘Dünyamı karartı’ dediği aygırı komşu tarla sahibi Çoşkun Azıl’a bir yıllığına ücretsiz vererek, pulluğa koşulup tarlayı sürmekle cezalandırdı. Kısrakları gebe bırakan aygır hergün kızgın güneşin altında tarlada çift sürerek cezasını çekmeye başladı.

Mustafa Akın ‘Tecavüzcü Coşkun’ adını taktığı çapkın aygırın çifleştiği beş kısrak ve bir eşekten sadece Duman, Çilek ve Şiva isimli cins üç kısrağın gebe kaldığını belirterek, “Tecavüze uğrayan kısraklarımın bir süre sonra yavruları olacak. Aygırın verdiği zarar cezasız kalmamalıydı. Ben de ona ceza olarak bir yıl komşu tarlada çifte koşulma cazası verdim. Çapkın aygırın sahibinin bölgedeki bir başka at çiftliğinden olduğunu biliyorum ama kayıtlı olmadığı için birşey yapamadım. Olaydan sonra depresyona giren eşeği ise başka çiftliğe gönderdim ” dedi.

Mustafa Akın tek tesellisinin büyük umut bağladığı Dinyeper’in yavrusu, 300 bin lira değerindeki Happy Girl’in gebe kalmaması olduğunu söyledi.

Milliyet

Tuncay ile intikam alacaklar

Temmuz 20, 2010 Yorum yapın

Transferde uzun süre peşinde koştuğu Miroslav Stoch’u Fenerbahçe’ye kaptıran Galatasaray, ezeli rakibine müthiş bir misilleme yapmaya hazırlanıyor. Sarı-kırmızılıların, Stoke City’de forma giyen sarı-lacivertli ekibin eski yıldızı Tuncay Şanlı ile prensipte anlaştığı ileri sürüldü. Tuncay operasyonunu bizzat başkan Adnan Polat’ın yürüttüğü belirtildi. Polat’ın geçtiğimiz günlerde tatil için Türkiye’ye geldiği sırada milli oyuncu ile İstanbul’da gizli bir görüşme yaptığı ve transfer teklifinde bulunduğu öğrenildi.

PAZARLIKLAR SÜRÜYOR

Stoke City’de aradığını bulamayan Tuncay’ın görüşmede Adnan Polat’a, “Kulübümle anlaşırsanız olabilir” yanıtını vermesi üzerine, düğmeye basıldı. Tuncay’dan söz alan Polat, hemen Adnan Sezgin’i arayarak bonservis için İngiliz ekibiyle temasa geçmesi direktifini verdi. Sezgin’in 4 milyon euro isteyen Stoke City ile pazarlıkları sürdürdüğü ve bombayı her an patlatabileceği öğrenildi. Tuncay, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada Galatasaray’dan teklif aldığını doğrulamıştı.

TARAFTAR: YÜZYILIN İNTİKAMI OLUR!

Galatasaraylı taraftarlar, Adnan Polat’ın Tuncay Şanlı’yı transfer etmesi halinde bunun Stoch’u alan Fenerbahçe’ye karşı “yüzyılın intikamı” olacağını belirttiler. Sarı-kırmızılılar, forvetin yanı sıra kanatlarda da forma giyen milli yıldızın takıma büyük güç katacağını dile getirdiler.

Fotomaç

Bu ilacın tehlikesi 11 yıl saklanmış !

Temmuz 14, 2010 Yorum yapın

Diyabet ilacı Avandia’nın kalp krizine neden olduğu iddiaları üç yıldır tartışılıyor. Ele geçirilen yazışmalar, riskin 1999’dan beri bilindiğini, ancak gizlendiğini gösterdi.

Dünyanın en büyük ilaç üreticilerinden GloxoSmithKline’ın, Türkiye’de de satılan diyabet ilacı Avandia’nın kalp hastalıkları riskini artırdığını 11 yıldır bildiği ve bilinçli olarak sakladığı ortaya çıktı. New York Times gazetesi manşetten verdiği haberde şirketin 1999’da ilacı piyasaya sürerken kapsamlı bir araştırma yaptığını yazdı. İddiaya göre araştırma ilacın hem piyasadaki benzerlerinden daha etkili olmadığını hem de kalp hastalıkları riskini artırdığını gösterdi. Ancak GSK yöneticileri bu bilgiyi saklamayı tercih etti. NYT’nin ele geçirdiği bir yazışmada GSK yöneticilerinden biri “Bu araştırmanın sonuçları asla şirketten dışarı çıkmamalı” diyordu. Daha sonraki bir yazışmada da “Eğer araştırmanın sonuçları ortaya çıkarsa “Sadece 2002-2004 yıllarında 600 milyon dolar kaybederiz” ifadeleri bulunuyordu. Şirket haberle ilgili NYT’ye yaptığı açıklamada araştırmanın sonuçlarını “yeni bir bilgi vermediği için” yayınlamadıklarını söyledi.
Avandia’nın kalp hastalıkları riskini artırdığı ilk kez 2007’de ortaya çıkmış, şirket hakkında açılan davayı kapatmak için tüm araştırmaların sonuçlarını yayınlamaya söz vermişti.

FDA bugün karar alıyor

Amerikan Kongresi şubat ayında yaptığı bir oturumda ilaçla ilgili 342 sayfalık bir raporu değerlendirmeye almıştı. Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi FDA’nın karar kurulu bugün doktorların da tavsiyesiyle ilacın satıştan tamamen kaldırılıp kaldırırlmamasına karar verecek.

Avandia’nın 2009’da dünya genelindeki satışları 1.2 milyar dolar oldu. The Guardian’a göre bugüne kadar açılan 13 bin davanın maliyeti 1-6 milyar dolar olabilir.

AB referandum rengini açıkladı

Temmuz 9, 2010 Yorum yapın

Avrupa Birliği’nin yürütme organı olan Avrupa Birliği Komisyonu, referandumda “Evet” oyu kullanılması çağrısında bulundu. AB Komisyonu sözcüsü, Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararını ayrıntılı olarak analiz edeceklerini söyledi.

Avrupa Birliği (AB), dün Anayasa Mahkemesi’nin anayasa değişiklik paketi için aldığı kararı değerlendirirken tavrını da belli etti. Avrupa Birliği’nin yürütme organı olan ve AB’nin en güçlü kurumlarından biri olarak nitelendirilen AB Komisyonu tarafından yapılan açıklamada referandumda “evet” oyu kullanılması çağrısı yapıldı. Avrupa Komisyonu, Anayasa Mahkemesi’nin kısmi iptal kararına rağmen Türkiye’nin AB katılım müzakereleri açısından anayasa değişikliği paketine desteğini bildirdi. AB Komisyonu sözcülerinden Ferran Tarradellas Espuny, Anayasa Mahkemesinin dünkü kararını not aldıklarını ve özellikle gerekçeli kararın yayımlanmasının ardından konuyu daha ayrıntılı analiz edeceklerini bildirdi. Kararla ilgili ilk değerlendirmelerinde, anayasa değişikliği paketinde “Anayasa Mahkemesi ve HSYK’ya üye seçim yöntemi gibi sınırlı unsurların iptal edildiği” sonucuna vardıklarını kaydeden Tarradellas Espuny, “Anayasa değişikliği paketinin olumlu adım olduğu inancımızı, Anayasa Mahkemesinin kararının ardından da korumaya devam ediyoruz” dedi. Ferran Tarradellas Espuny, 12 Eylüldeki referanduma sunulacak anayasa değişikliği paketinin AB’nin yıllardır ilerleme raporlarında ve katılım ortaklığı belgesinde vurguladığı Türkiye’nin noksanlarına çözüm ürettiğini söyledi.

AA’dan çeviri “hatası”

Avrupa Komisyonu’ndan yapılan açıklamayı devletin resmi haber ajansı Anadolu Ajansı’nın aktarışı komediye döndü. AA, Türkiye’deki tüm medya organlarına servis ettiği ilk haberinde “Avrupa Komisyonu, Anayasa değişikliğinin kabul edilmesini istedi” ifadesini kullandı. Ancak 1.5 saat sonra geçilen düzeltme metninde “istedi” kelimesi atılarak “Avrupa Komisyonu, anayasa değişikliğine destek verdi” cümlesi yayınlandı. Aynı şekilde ilk haberin son paragrafında geçen “AB’nin yıllardır ilerleme raporlarında ve katılım ortaklığı belgesinde vurguladığı noksanlarını tamamlayabilmesi için anayasa değişikliği paketinin 12 Eylüldeki referandumda kabul edilmesi çağrısını yaptı” ifadesi “AB’nin yıllardır ilerleme raporlarında ve katılım ortaklığı belgesinde vurguladığı Türkiye’nin noksanlarına çözüm ürettiğini söyledi” şeklinde düzeltildi.

“Salt çoğunluk” tartışması

ANAYASA Mahkemesi, HSYK’ya üye seçilirken ve Anayasa Mahkemesi üyeliği için Cumhurbaşkanı’na aday gösterilirken yargı organlarının yapacağı seçimde her yargı mensubunun sadece bir adaya oy verebileceğine yönelik hükmü iptal etmesi yeni bir tartışma başlattı. İptalle ortaya çıkan metinde seçimde oy kullananların salt çoğunluğunun oyunu alma şartı yer almadığı için iptalin etkisiz kalabileceği iddia edildi. Mevcut Anayasa’ya göre, Yargıtay’dan HSYK’ya Cumhurbaşkanı tarafından atanacak üye için 3 adayın seçimi yapılırken her bir Yargıtay üyesi, adayların tamamı için oy kullanabiliyor. Oy kullananların “salt çoğunluğundan” fazla olmak kaydıyla, en yüksek oyu alan 3 adayın ismi, Köşk’e gönderiliyor. Cumhurbaşkanı da 3 kişiden birini seçerek, atamasını yapıyor. Mahkemenin iptal ettiği sistemde ise her bir Yargıtay üyesi, 5 adaylı bir seçimde sadece bir aday için oy kullanabilecekti. ‘Salt çoğunluk’ şartının kaldırılması nedeniyle de 100 Yargıtay üyesinin oyunu almış adayla, 3 Yargıtay üyesinin oyunu almış adayın ismi, Cumhurbaşkanlığı’na birlikte sunulabilecek, Cumhurbaşkanı, rektör seçimlerinde olduğu gibi 3 oy almış adayı tercih edebilecekti. İptalle, bu durumun engellenmeye çalışıldı. Ancak bazı hukukçular, paketin yürürlüğe girmesi halinde, mevcut anayasadaki “salt çoğunluk” ifadesinin yürürlükten kalkmış olacağını, bu durumda, rektör seçimi yönteminin uygulanması ihtimalinin yeniden gündeme gelebileceğini savundu.

Akbak yine “Türkiye’nin en iyi bankası”

Temmuz 8, 2010 Yorum yapın

Dünyanın saygın finans dergilerinden Global Finance’in 22 ülkede düzenlediği “Orta ve Doğu Avrupa’da Gelişmekte olan Piyasaların En İyi Bankaları 2010” anketinden “Türkiye’nin En İyi Bankası” olarak yine Akbank çıktı.

Akbank, dünyanın önde gelen finans dergilerinden Global Finance’in değerlendirmesinde 6’ncı kez üst üste “Türkiye’nin En İyi Bankası” seçildi. Merkezi New York’ta bulunan Global Finance Dergisi’nin 22 ülkede düzenlediği “Orta ve Doğu Avrupa’da Gelişmekte olan Piyasaların En İyi Bankaları 2010” anketinden de “Türkiye’nin En İyi Bankası” olarak Akbank çıktı.

Derginin değerlendirmesinde bankalar, varlıklarındaki büyüme, kârlılık, stratejik ilişkiler, müşteri hizmetleri, rekabetçi fiyatlama ve yenilikçi ürünler gibi kriterlerdeki başarılarına gore değerlendiriliyor.

Global Finance editörleri tarafından, sektör analistleri, danışmanlar ve kurumsal yöneticilerin katkılarıyla yapılan değerlendirme sonucunda, Akbank, belirtilen kriterlerdeki başarılı performansı nedeniyle, bu yıl 17’ncisi gerçekleştirilen değerlendirmede, “Türkiye’nin En İyi Bankası” seçildi.

Ödüle ilişkin bir açıklama yapan Akbank Genel Müdürü Ziya Akkurt, Akbank’ın müşteri odaklılığı, yaygın şube ağı, modern risk yönetimi ve taviz vermeden sürdürdüğü en üst düzey bankacılık hizmetleriyle bu ödüle layık görüldüğünü belirterek, şunları söyledi:

“Dünyanın en prestijli finans dergilerinden Global Finance tarafından verilen “Türkiye’nin En İyi Bankası Ödülü” dünya ekonomisinin çalkantıda olduğu bu zorlu dönemde izlediğimiz net ve tutarlı stratejinin başarısının teyidi oldu. Müşterilerimizin ihtiyaçlarına yönelik hizmetleri sunmak için yatırım yapmaya, aktif kalitemizden, finansal performansımızdan ve etkili risk yönetiminden ödün vermeden Türk ekonomisine sürekli destek sağlamaya devam ediyoruz. Aldığımız prestijli ödüller bizi gerçekten gururlandırıyor; uzun vadeli stratejimizin ve Türkiye için sürdürülebilir değer yaratımına verdiğimiz önemin doğruluğunu teyit ediyor. Başarımızda büyük pay sahibi olan yetkin ve işinde uzman çalışanlarımıza, müşterilerimize, hissedarlarımıza ve diğer paydaşlarımıza en içten teşekkürlerimi sunuyorum.”

Akbank, derginin Orta ve Doğu Avrupa’da Gelişmekte olan Piyasaların En İyi Bankaları araştırmasında 2005, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında da Türkiye’nin En İyi Bankası seçilmişti. Dünyada 158 ülkede yayınlanan Global Finance Dergisi, 2009 yılında Akbank’ı Türkiye’nin “En İyi Dış Ticaret Finansmanı Bankası” ve “En iyi Döviz İşlemleri Bankası” ödüllerine de layık görmüştü.

Akbank, 2010 yılında kazandığı “Türkiye’nin En İyi Bankası” ödülünü Ekim ayında Washington’da düzenlenecek törenle alacak.

Siperde ” AYAKTA ” Durdu

Temmuz 3, 2010 Yorum yapın

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın çömelmesine atıfla, “Gediktepe mevzilerine gidersem çömelmem” sözleriyle başlayan tartışma, Kılıçdaroğlu’nun Pervari terör bölgesine götürülmesiyle çözüldü.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın 11 askerimizin şehit olduğu Gediktepe mevzilerinde çömelmesi tartışmalarından sonra dün Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ile Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Işık Koşaner’in eşliğinde Şırnak’ta Irak sınırının sıfır noktasına gitti. Kılıçdaroğlu, Genel Sekreter Önder Sav’la birlikte önceki gece bir üsteğmen ile bir uzman çavuşun şehit olduğu Sarıyaprak Karakolu’na giderek, silah arkadaşlarına baş sağlığı diledi. Şırnak’ın sıfır noktasındaki Gürvil Karakolu’nu da ziyaret eden Kılıçdaroğlu, öğle yemeğini askerlerle birlikte yedi. Sınır hattı üzerinden geçtiği Çukurca’da brifing alan Kılıçdaroğlu, Türkiye-Irak sınırının sıfır noktasındaki siperleri de ziyaret etti, nöbetteki askerlerle görüştü. Kılıçdaroğlu, gezisiyle ilgili olarak Hürriyet’e şu açıklamaları yaptı:

Duygulandık, ağladık

“Sarıyaprak’ta bir yüzbaşımız, Üsteğmen Mustafa Çuhadar’ın ölümüyle ilgili olarak, ‘Mitralyöz kullanılabilseydi kaybımız çok daha fazla olurdu. Arkadaşım kendini feda ederek kullanılmasını engelledi’ bilgisini verdi. Bu bilgi hepimizi çok duygulandırdı; ağladık. Başbakan’ın o siperdeki gözlerine yansıyan korkusu, endişesi belki de o bölgede yaşananları Ankara’dan göremediğinden kaynaklanıyor. Oysa bu korkuyu, endişeyi Ankara’ya gelince unutmamamız lazım. Çünkü o zaman terör sorunu erteleniyor ve katmerleniyor. Bölgede yaşananlardan mutlaka ders almalıyız. Terör konusunda iktidarıyla muhalefetiyle daha sağlıklı, tutarlı politikalara geliştirmeliyiz. Sanki terör sorununun çözümü askere havale edilmiş gibi bir hava var. Şemdinli’nin Gediktepe Mevzileri yerine başka bölgeleri ziyaret edeceğimizi sabah havaalanına geldiğimizde Sayın Genelkurmay Başkanı’ndan öğrendik. Pilotlara bile Siirt Havaalanı’na inecekleri son anda söylenmiş. Neden Gediktepe’ye gitmediğimizle ilgili bir soru sormadık. Çünkü biz onların davetlisiydik. Sayın Genelkurmay Başkanı bizi en sıcak çatışma alanına götürmeyi daha uygun bulduklarını söyledi. O nedenle Sarıyaprak’a ve diğer bölgelere gittik. Sayın Genelkurmay Başkanı’nın kamuoyuna yansıyan ‘çömelme’ polemiğiyle ilgili bir değerlendirmesi olmadı. Çok nazik bir şekilde terörle mücadelenin siyasi malzeme konusu yapılmaması yönündeki hassasiyetini dile getirdi. Gittiğimiz hiç bir mevzide çömelmedim. Yalnızca biz siperlerden bakarken
önlerimizde zaman zaman bordo bereliler vardı.”

AKP’DEN İLK YORUM

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Kuzey Irak’a operasyona ilişkin olarak, bu operasyonların, hükümetin bilgisi dahilinde bügüne kadar devam ettiğini, gereği varsa bundan sonra da devam edeceği değerlendirmesinde bulundu.

Yiğit Akü ile Forum Mühendislik’in düzenlediği, Türkiye’de üretilen ilk
hibrit dönüşümlü araç tanıtım toplantısına katılan Çiçek, gazetecilerin
sorularını yanıtladı.

Çiçek, “terör olaylarının artmasıyla birlikte Kuzey Irak’a
operasyonlarda artış olacak mı?” sorusu üzerine, 17 Ekim 2007’de terörle
mücadelede önemi sebebiyle hudut ötesi operasyonlara imkan veren bir tezkereyi
TBMM’den geçirdiklerini hatırlatarak, o tezkerenin halen yürürlükte olduğunu,
ihtiyaç hasıl olduğunda gereğinin yine yapılacağını söyledi.

TEZKERE HALEN YÜRÜRLÜKTE

Terörle mücadelede sonuna kadar kararlı olduklarının altını çizen Çiçek
şöyle devam etti:

“Hududu, şümulü ve gereği Genelkurmay Başkanlığımızca tayin ve takdir
edildiği ölçüde bu operasyonlar bugüne kadar devam etti, Hükümetin dahilinde.
Gereği varsa bundan sonra da devam edecektir. Bu da şunu gösteriyor; Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ve devleti olarak terörle mücadelede sonuna kadar
kararlıyız.”

Bu konuda karar almakta hiçbir zaman gecikmediklerini ve tereddütleri
olmadığını belirten Çiçek, “bugün de böyle bir tereddütümüz söz konusu değil.
İhtiyaç hasıl olduğunda gerekli değerlendirmeleri güvenlik güçlerimiz yapıyor,
Genelkurmay Başkanlığı yapıyor, bize de bilgi veriyor, ondan sonra bu
operasyonlar yapılıyor. Bundan sonra da ihtiyaç varsa yapılacaktır” dedi.

“KILIÇDAROĞLU’NUN SINIR BÖLGESİNE ZİYARETİ FAYDALI OLMUŞTUR”

Cemil Çiçek, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun sınır bölgesine
yaptığı ziyarete ilişkin bir soru üzerine, gazetecilere şu yanıtı verdi:

“Siyasi parti liderlerimizin, mümkünse sizlerin, bu üzücü olayların
meydana geldiği bölgeye ziyaret yapmaları, coğrafyayı yakinen görmeleri bence son
derece faydalı olur. Bu ziyaret, bu manada faydalı olmuştur.

“Türkiye’yi tanımadan, orada olup biten işler nasıl oluyor? Orada görev
yapan güvenlik güçleri hangi şartlar altında öylesine fedakarane bir mücadeleyi
sürdürüyor? Bunu Ankara’dan değerlendirmek doğru olmuyor. Daha evvel de söyledim.
Bizim insanımız bazen Elmadağ ile Kandil Dağı’nı karıştırıyor. Onun için biraz da
bilmeden, tanımadan görüş sarfediyorlar. Bu da güvenlik güçlerimizin moralini
bozuyor.”

Çiçek, son ziyarette de bu konunun gündeme geldiğini, Başbakan ve
kendilerinin, bu ziyaretlerin değişik kesimler, en başta diğer parti liderleri ve
konuya ilgi duyan, bunu yorum, görüş, müzakere konusu yapan kesimlerin de bu
ziyaretlerinde fayda gördüklerini kaydetti.

Dolayısıyla bir ana muhalefet partisi lideri olarak, bu ziyaretin, bu
manada olumlu olduğunu ifade eden Çiçek, “ümit ediyorum ki, değerlendirmeleri de
herhalde gitmeden önceki duruma göre biraz daha farklı olacaktır, olmalıdır”
dedi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Kılıçdaroğlu’nun
ziyaret bölgesinde ayakta durması ile ilgili olarak da, “Ayakta durdu durmadı
tarzındaki bir iş, işin magazin kısmı. İnsanların hayatını ortaya koyarak, canını
vererek, bu ülkenin birliği, dirliği için mücadele verirken, bu tip konuları
magazin konusu yapmak işin ciddiyeti, önemiyle de bağdaşmaz” diye konuştu.

ÇELİK’TEN TARTIŞMA YARATACAK YORUM

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun siperde çömelmeden fotoğraf çektirmesi ile ilgili olarak, “Cesur olmakla ahmak olmayı birbirine karıştırmamak lazım” dedi.

Sakarya’nın Hendek ilçesinde partisinin ilçe Danışma toplantısına katılan Çelik, gazetecilerin sorularını cevaplandırdı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanı Murat Baseşgioğlu’nun istifasıyla ilgili olarak yöneltilen soruya Çelik, “Kendi kararı olarak değerlendiriyorum. Hayırlı olsun ne diyeyim” diye konuştu.

Çelik, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Güneydoğu’da cephede ayakta fotoğraf çekilmesiyle ilgili olarak, “Kum torbalarını baş hizasına koyarsanız çömelmenize gerek olmaz. Onu dizayn edenler de askerlerdir, işin uzmanlarıdır. Sayın Başbakanda giderken de bunu yaparlar. Bakın cesur olmakla ahmak olmayı birbirine karıştırmamak lazım. Cesur olmak Don kişot olma anlamına gelmez. Eğer bir yerde gayri nizami silahlı bir güçle mücadele ediyorsanız ve orada da sizin askeriniz uzmanınız olması gereken budur diyorsa ona uymak zorundasınız. Atatürk ile mukayese ediyorlar. Atatürk nizami güçler ile savaşıyordu. Dolayısı ile iki şeyi birbirine karıştırmamak lazım. Böyle bir tartışmanın olması bile talihsizliktir. Bu işlerde kabadayılık falan olmaz. Biliyorsunuz Köroğlu’nun meşhur sözünü biliyorsunuz. Tüfek icat oldu mertlik bozuldu. Kurşun bana isabet etmez diye bir şey yok. Yani körü körüne pisi pisine devlet adamlarımızın harcanması doğru bir şey mi. Onun için bende otururum. Çömelirim çömelmem bu tartışma bile abes bir tartışmadır” dedi.

Hürriyet / Ajanslar

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.